SİRKÜLER (2026)

Sayı/Konu: 2026/9:   Anayasa Mahkemesi Zamanaşımını Durdurmak İçin İnceleme Esnasında Takdir Komisyonuna Sevkini Mülkiyet Hakkı İhlal Nedeni Saymıştır.           

Mevzuat: VUK                                                        

Web: www.adenymm.com.tr

Tel; Email [1],[2]: 0212 592 00 92, info@adenymm.com.tr, cakmakciali@adenymm.com.tr

Özet:

Anayasa Mahkemesi (AYM), 16.01.2025 tarih ve 33139 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 12/6/2025 tarihli ve 2020/20773 (S.Y.M.İ.G.T.H.S.T. A.Ş. BAŞVURUSU) kararıyla; vergi ziyaı cezalı KDV tarhiyatı nedeniyle takdire sevk edilen dosya nedeniyle mülkiyet hakkının ihlaline ilişkin karar vermiştir.  

AYM Başvuru; başvurucu Şirket adına 2007 yılının Mart-Haziran dönemlerine ilişkin yapılan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatının iptali istemiyle açılan davanın reddi nedeniyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

        • Dava konusu olay; başvurucu Şirketin 2007 yılına ilişkin defter ve belgelerinin E.Y.M.V.K.Ü.P.S.V.T. Limited Şirketinden alınan ve sahte olduğu ileri sürülen faturalara ilişkin olarak sınırlı incelenmesine karar verilmiş, bu kapsamda bir vergi müfettişi görevlendirilerek inceleme süreci başlatılmıştır.
  • İlgili vergi müfettişi tarafından tarh zamanaşımı süresinin dolmasına 41 gün kala 20/11/2012 tarihinde Vergi Denetim Kuruluna hitaben yazılan yazıyla incelemenin zaman alacağı ve zamanaşımı süresinin yakınlığı nedeniyle başvurucu Şirketin 2007 yılına ilişkin tüm vergi matrahları yönünden Takdir Komisyonuna sevkinin sağlanması istenmiş ve Takdir Komisyonuna done teşkil edecek raporların en kısa sürede gönderileceği belirtilmiştir.
  • Bunun üzerine başvurucu Şirket, Takdir Komisyonuna sevk edilmiştir. Daha sonra ilgili vergi müfettişi tarafından 13/5/2013 tarihinde başvurucu Şirket hakkında vergi tekniği raporu düzenlenmiştir.
  •  Başvurucu Şirketin hakkında sahte belge düzenlediği yönünde rapor bulunan bu Şirketten alarak kullandığı faturalara ilişkin katma değer vergilerinin (KDV) ilgili dönemlere ilişkin KDV indirimlerinden çıkarılması gerektiği, düzenlenen bu raporun Takdir Komisyonuna done olması için vergi dairesince işleme konulması gerektiği tespitlerine yer verilmiştir.
  • Takdir Komisyonu tarafından alınan 25/6/2013 tarihli kararlar ile başvurucu Şirket adına düzenlenen 13/5/2013 tarihli raporda tespit edildiği şekilde sahte olduğu ileri sürülen faturalara konu tutarlar kadar başvurucu Şirket hakkında KDV matrahları takdir edilmiş, kararlarda söz konusu raporda belirtilen matrahların aynen kabul edildiği belirtilmiştir.
  • Vergi dairesince ilgili Takdir Komisyonu kararları dayanak alınarak başvurucu Şirket adına 2007/Mart-Haziran dönemlerine ilişkin olarak vergi ziyaı cezalı KDV tarhiyatı yapılmıştır. Başvurucu Şirket tarafından uzlaşma talebinde bulunulmuş ancak uzlaşma sağlanamamıştır.

İçerik:                                        

Başvurucu, vergi müfettişince matrah takdiri için Takdir Komisyonuna başvurulmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, olayda resen tarh nedeninin bulunmadığını, zamanaşımının dolduğunu, mahkemelerin zamanaşımı iddiasıyla ilgili olarak açıklama yapmadığını iddia ederek gerekçeli karar ve mülkiyet hakkı ile masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

AYM ye göre vergi idaresinin Takdir Komisyonuna sevk işlemi yapması nedeniyle zamanaşımı süresinin uzatılmasının vergi alacaklarının ortadan kalkmasının önlenmesi yönündeki kamu yararını gerçekleştirmek için elverişli ve gerekli olduğu söylenebilir. Olayda asıl üzerinde durulması gereken, müdahalenin orantılı olup olmadığıdır. Bu itibarla uygulanan tedbirle başvurucuya aşırı ve orantısız bir yük yüklenip yüklenmediğinin tespiti gerekmektedir.  

Tarh zamanaşımı, vergiden doğan hukuki ilişkinin uzun süre askıda kalmasının önlenmesi amacıyla devletin vergilendirme yetkisinin belli bir süre ile sınırlandırılmasını ifade etmektedir. Bu süre, 213 sayılı Kanun'un 114. maddesinin birinci fıkrası uyarınca vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıldır. Buna göre beş yıllık tarh zamanaşımı süresinin dolmasıyla devletin vergilendirme yetkisi düşmektedir. Özel hukuktaki zamanaşımından farklı olarak vergi hukukundaki tarh zamanaşımı, mükellefin bunu bir defi olarak ileri sürmesine gerek olmaksızın vergi idaresi tarafından kendiliğinden gözetilir. Zamanaşımının dolmasıyla devletin vergilendirme yetkisi sona ereceğinden mükellefin ilgili vergiyi doğuran olay nedeniyle tarhiyat işlemine muhatap olma ihtimali ortadan kalkmaktadır. Dolayısıyla tarh zamanaşımının dolması mükellef lehine önemli hukuki yararlar sağlamaktadır. Bu bakımdan tarh zamanaşımının işlemesini önleyici bir fonksiyon icra eden durma müessesesindeki belirsizlikler mükellefin menfaatlerini ciddi surette etkileyebilmektedir (A.N.A. [1. B.], B. No: 2014/109, 20/9/2017, § 83).

Anayasa Mahkemesinin 15/10/2009 tarihli ve E.2006/124, K.2009/146 sayılı kararında, matrah takdiri için Takdir Komisyonuna sevk edilen dosyaların Takdir Komisyonunda bekleme süresinin ve dolayısıyla zamanaşımının durma süresinin öngörülemez olmasının Anayasa'ya aykırı olduğu saptanmıştır. Anayasa Mahkemesi, zamanaşımının durma süresindeki belirsizliğin vergi idaresince Takdir Komisyonuna başvurunun sırf zamanaşımını durdurmak için keyfî olarak kullanılmasına imkân sağladığına ve ayrıca yükümlünün vergi tahsilatının geciktiği süre kadar gecikme zammı ve faizi yükünün artmasına neden olacağına işaret etmiştir (A.N.A., § 84).

Tarh zamanaşımının durması, vergi idaresinin kendi kusurunun bulunmadığı ve müdahale şansına da sahip olmadığı kimi olay ve olguların gerçekleşmesi nedeniyle vergilendirme işlemlerini yürütememesi hâlinde bu olgular ortadan kalkıncaya kadar zamanaşımının işlemesini engelleyen bir kurumdur. Zamanaşımının durması kurumuyla idarenin kusurundan kaynaklanmayan sebeplerle vergi borcunun zamanaşımına uğraması ve dolayısıyla kamu bütçesinin ihtilaf konusu vergi gelirinden mahrum kalması önlenmektedir (A.N.A., § 85).

  • Mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, § 62).
  • Başvurucu Şirket ilgili vergilendirme dönemine ilişkin olarak beş yıllık süre dolmadan Takdir Komisyonuna sevk edildiğinden müdahalenin kanuni dayanağının bulunduğunu kabul etmek gerekir.
  • Takdir Komisyonuna matrah takdiri için mükelleflerin sevk edilmesinin zamanaşımını durdurmasının nedeni, Takdir Komisyonlarının inceleme ve değerlendirmelerinin belirli bir zaman alacağı gerçeğidir. Takdir Komisyonunda geçecek bu sürenin bir yılı aşmamak kaydıyla tarh zamanaşımı süresini işletmemesi ve bu şekilde vergi idaresinden kaynaklanmayan nedenlerle zamanaşımı süresinin dolmasının engellenmesi öngörülmüştür. Bu nedenle müdahalenin meşru amacının bulunduğu söylenebilir.
  • Ölçülülük ilkesi elverişlilikgereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir. Öngörülen tedbirin maliki, ulaşılmak istenen kamu yararı karşısında olağandışı ve aşırı bir yük altına sokması durumunda müdahalenin orantılı ve dolayısıyla ölçülü olduğundan söz edilemez.
  •  Ölçülülük ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkının sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucunun şahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş olacaktır. Müdahalenin ölçülülüğünü değerlendirirken Anayasa Mahkemesi bir taraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini ve diğer taraftan müdahalenin niteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını da gözönünde tutarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate alacaktır (Arif Güven [2. B.], B. No: 2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60).
  • Mülkiyet hakkının usule ilişkin güvenceleri hem özel kişiler arasındaki mülkiyet uyuşmazlıklarında hem de taraflardan birinin kamu gücü olduğu durumlarda geçerlidir. Bu bağlamda mülkiyet hakkının korunmasının söz konusu olduğu durumlarda usule ilişkin güvencelerin somut olayda yerine getirildiğinden söz edilebilmesi için derece mahkemelerinin kararlarında konu ile ilgili ve yeterli gerekçe bulunmalıdır. Ayrıca belirtmek gerekir ki bu zorunluluk davacının bütün iddialarına cevap verilmesi anlamına gelmemekle birlikte mülkiyet hakkını ilgilendiren davanın sonucuna etkili esasa ilişkin temel iddia ve itirazların yargılama makamlarınca özenli bir şekilde değerlendirilerek karşılanması gerekmektedir.

 

  • Somut olayda, cezalı tarhiyatlara dayanak olarak gösterilen Takdir Komisyonu kararlarında ilgili rapor dışında vergi matrahının nasıl bulunduğuna dair somut hiçbir bilgiye yer verilmemiştir (bkz. §§ 8-12).
  • Olayda, başvurucu tarafından dava süreci boyunca Takdir Komisyonuna sevkin kanunun amacı dışında yapıldığı ve Takdir Komisyonunca gerçekte bir inceleme ve belirleme yapılmadığı, bu nedenle zamanaşımının dolduğu iddia edilmişse de Vergi Mahkemesi ve Daire tarafından verilen kararlarda başvurucunun davanın esasını etkileyebilecek bu iddialarıyla ilgili olarak hiçbir değerlendirme yapılmadığı görülmektedir.
  • Bu durumda başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamındaki uyuşmazlığa ilişkin sonuca etkili iddialarının ilgili ve yeterli bir gerekçeyle karşılanmadığı ve sürecin sonunda başvurucuya aşırı bir külfet yüklendiği kanaatine varıldığından Anayasa'nın 35. maddesinin öngörülen pozitif yükümlülüklerinin olayın koşulları altında yerine getirilmediği sonucuna ulaşılmıştır.
  • Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

AYM tarafından açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,

B. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 5. Vergi Mahkemesine (E.2013/1965, K.2014/2366) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

Karar verilmiştir.

Bilgilerinize Saygılarımızla Arz Olunur[3].

 


[1] İstanbul Ofis Yeminli Mali Müşavirlik Ofisi-Bağımsız Denetim Şube (Yeminli Mali Müşavirlik-Bağımsız Denetim Hizmetleri): Şenlikköy Mahallesi, Yaşar Kemal Sokak, No: 3 Daire: 5 Florya-Bakırköy-İSTANBUL,

Tel: (0212) 592 00 92, Fax: (0212) 592 00 92

Tam Tasdik, KDV İadesi-ÖTV İadesi, Vergi Planlaması, Denetim, İnceleme Danışmanlığı, Yönetim Danışmanlığı, Özel Denetim, Bağımsız Denetim, Uluslararası Vergi Planlaması, Şirket Değerlemesi, İç Denetim, Vergi Danışmanlığı.

Bilgilendirme Metni:

Sirkülerlerimizde yer alan bilgiler belli bir konunun veya yasal düzenlemenin veyahut yargı kararlarının çok geniş ve kapsamlı bir şekilde ele alınmasından ziyade genel olarak mükelleflere ve uygulayıcılara bilgi vermek, gündemi talip etmeye yardımcı olmak ve yorum yapmalarına yardım amacını taşımaktadır.

Sirkülerimiz profesyonel hizmetlerimizi temsil etmeyebileceği gibi, her durum ve koşulda profesyonel yaklaşımlarımızı da ifade ettiği iddia edilemez. Yaptığınız fiili/pratik çalışmalarda bu değerlendirmeler dikkate alınırken, olayların koşullarının da incelenmesi, irdelenmesi, sonuçlarının iyi analizi son derece önemlidir. Bu tür çalışmalarda mutlak suretle bir profesyonelden bilgi alınması veya danışmanlık alınmasında fayda bulunduğu düşünülmektedir.

Şirketimiz tarafından bazı önemli mali hukuk içerikli konular Sirküler yerine Makale olarak paydaşlarımızla paylaşılmaktadır.

“ADEN Yeminli Mali Müşavirlik Anonim Şirketi Ve Bağımsız Denetim Ve Danışmanlık Şirketi", söz konusu Sirkülerlerin ve içeriğindeki bilgilerin hata içermediğine dair herhangi bir güvence vermemektedir. Sirkülerleri ve içeriğindeki bilgileri kullanımınız sonucunda ortaya çıkabilecek her türlü risk tarafınıza aittir ve bu kullanımdan kaynaklanan her türlü zarara dair risk ve sorumluluk tamamen tarafınızca üstlenildiğinin bilinmesi gerekmektedir.

WeCreativez WhatsApp Support
ADEN YMM